Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir °C

Diyabetle ilgili yanlışlar tedavinizi geciktirebilir

Diyabetle ilgili yanlışlar tedavinizi geciktirebilir
14.03.2021
A+
A-

Doç. Dr. Ethem Turgay Cerit diyabetle ilgili doğru bilinen yanlışları açıkladı…

Çağımızın salgını diyabet, yetişkinler ile birlikte çocukları da önemli oranda tehdit ediyor. Sağlıklı beslenme, hareketli bir yaşam ve ideal kilonun korunması hem diyabetten korunma hem de hastalığın kontrol altına alınması açısından büyük önem taşıyor. Ayrıca diyabet hastalarının önerilen tedavilere uyumlu bir şekilde devam etmesi ve hekim kontrollerini aksatmadan yaptırması gerekiyor. Diyabet yani şeker hastalığı konusunda toplumda doğru bilinen ancak yanlış olan inanışlar hastaları yanlış yönlendirerek tedavi sürecinde olumsuzluklara yol açıyor. Memorial Ankara Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Ethem Turgay Cerit, diyabet ile ilgili doğru bilinen 10 yanlışı sıraladı.

20-79 yaş arası 11 kişiden birinde diyabet görülüyor

Diyabet, pankreas adlı organın yeterince ya da hiç insülin üretememesi nedeniyle ortaya çıkan bir hastalık olarak tanımlanmaktadır. İnsülin salgısı hiç yoksa ya da yok denecek kadar az ise Tip 1 diyabet; insülin miktarı veya etkisi yetersiz ise tip 2 diyabet ortaya çıkmaktadır. Toplumda en sık Tip 2 diyabet görülmektedir. Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun en son yayınlanan diyabet atlasına göre dünyada 20-79 yaş arası her 11 kişiden birinde diyabet olduğu ve toplam 463 milyon tip 2 diyabetli hasta olduğu tahmin edilmektedir. Bu rakamın 2030 yılında ise 578 milyona çıkacağı öngörülmektedir. Türkiye’de ise TURDEP-II çalışmasına göre erişkin toplumda diyabet sıklığının yüzde 13.7 olduğu ifade edilmektedir. Yine Uluslararası Diyabet Federasyonu’na göre dünyada 20 yaş altı 1.1 milyon çocuk ve adölesan, tip 1 diyabet ile mücadele etmektedir.

Kilolu ve stresli işlerde çalışanlarda risk daha fazladır

Ailesinde diyabet olanlarda, fazla kilolu kişilerde, 4 kilodan ağır bebek doğuran kadınlarda ve stresli  işlerde çalışıp hareketsiz bir yaşam sürenlerde tip 2 diyabet görülme riski daha fazla olmaktadır. Ayrıca kronik pankreas iltihabı, pankreas tümörleri, ameliyatları ve bazı hormonal hastalıklar ve ilaçlar da diyabete neden olabilmektedir.

İşte diyabet ile ilgili doğru bilinen yanlışlar!

*Diyabeti olan kadınlar hamile kalamaz ya da kalmamalı.

YANLIŞ! Sıkı bir diyabet kontrolü ve günümüzün modern gebelik takip yöntemleri sayesinde, tıpkı diyabeti olmayan kadınlar gibi, diyabetli kadınların da sağlıklı bir bebeğe sahip olma şansı vardır. Ancak önemli olan diyabetik kadınların diyabetleri kontrol altında iken ve planlı bir şekilde gebe kalmalarıdır.

*Diyabeti olanlar meyve, tatlı, çikolata kesinlikle yememeli.

YANLIŞ! Sağlıklı beslenme sebze, meyve, yağsız kırmızı etler, tavuk eti ve balık gibi pek çok yiyeceği doğru miktar ve biçimde tüketmek anlamına gelmektedir. Diyabetliler de sevdikleri yiyecekleri beslenme düzenine nasıl dahil edeceklerini öğrenerek herkes kadar yemeklerden keyif alabilirler. Önemli olan doğru miktar ve biçimde tüketmektir. Diyabet hastaları bu konuda kendilerini takip eden sağlık profesyonellerinden destek alabilirler.

*Diyabet hastaları kangren olur.

YANLIŞ! Damarlarda sertleşme ve takibinde tıkanmaya yol açabilecek kolesterol yüksekliği, yüksek tansiyon, sigara gibi pek çok neden bulunmaktadır. Diyabet de nedenlerden birini oluşturmaktadır.  Ancak her diyabet hastasında damar tıkanıklığı ve kangren meydana gelecek diye bir şey söz konusu değildir. Eğer kan şekeri ve az önce sayılan diğer risk faktörleri de kontrol altında ise damar tıkanıklığı için bir zemin oluşmaz.

*Diyabet hastalarının cinsel yaşamları biter.

YANLIŞ! Diyabet herkesi aynı şekilde etkilememekte, hatta diyabeti iyi kontrol edilen birçok kişi cinsellik konusunda hiçbir sorun yaşamamaktadır. Bununla beraber, diyabetin uzun süre kontrolsüz olduğu bazı erkeklerde; diyabet sinirlerde hasara yol açarak, beyinden çıkıp erkek cinsel organına giden sinyallerin iletilmesini yavaşlatabilmekte, yine ereksiyon için gerekli olan kan akımını kontrol eden sinirlerin işlevini bozabilmektedir.

*Bazı bitkisel ürünler diyabeti tamamen ortadan kaldırır.

YANLIŞ! Diyabetin tedavisinde etkisi net ve açık olarak gösterilmiş herhangi bir bitkisel ürün bulunmamaktadır. Aksine bazı bitkisel ürünlerin böbrek ve karaciğer gibi hayati organlarımız üzerinde ciddi yan etkileri de olabilir.

*Diyabeti olanlar obezite hastası olur. 

YANLIŞ! Genel olarak obezitenin insülin direnci üzerinden tip 2 diyabet ile ilişkisi vardır ancak diyabet sebepleri arasında obezite dışında birçok faktör daha bulunmaktadır. Genetik faktörler, kullanılan ilaçlar, geçirilmiş pankreas hastalıkları gibi sebepler nedeniyle obezite olmadan da tip 2 diyabet gelişebilir. Bunun yanında vücutta insülin yokluğu ile giden tip 1 diyabetli hastalar çoğunlukla normal ya da düşük kiloludur.

*İnsülin kullanımı organlara zarar verir.

YANLIŞ! İnsülin kullanımı organlara zarar vermez aksine, gereken durumlarda insülin kullanılması organlarda kontrolsüz diyabete bağlı hasarları önler ve yavaşlatır.

*İnsülin bağımlılık yapar.

YANLIŞ! İnsülin kullanımı bağımlılık yapmamaktadır. Tip 1 diyabetli hastalarda insülin üretimi hiç olmadığı için insülin kullanımı zorunludur. Ancak Tip 2 diyabetli hastalarda başta insülin kullanımının zorunlu olduğu bir durum olsa bile, takipte diyabet kontrol altına alındığında insülin kesilip hap şeklinde kullanılan ilaçlar ile tedaviye devam edilebilmektedir.

*Diyabet bulaşıcı bir hastalıktır. 

YANLIŞ! Diyabet insülin eksikliği veya etkisizliği sonucu bireyin kan şekerinin yükselmesi ve bunun yol açtığı sorunlarla seyreden kronik bir hastalıktır. Kalıtsal olup aynı ailede birkaç kişide olabilir ancak mikrobik ve bulaşıcı bir hastalık değildir.

*Hamileyken insülin kullanımı bebeğe zarar verir, bebeğin diyabet riskini artırır.

YANLIŞ! Gebelikte insülin kullanımının ne anneye ne de bebeğe bir zararı bulunmamaktadır. İnsülin plasentadan geçmediği için bebek açısından en güvenilir diyabet ilacıdır.

Kaynak: Zirve Haber Ajansı [ZHA]

REKLAM ALANI